17 03 2013

AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASINA

 


AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASINA

Allah yazdı türk milletinin yazgısını
tarihin akışını değiştirdi çanakkale 
öyle onurlu direniş ki bu 
düş kırıklığına uğrattı yedi düveli
savaşın en elimi yaşandı bin dokuz yüz on beşte
ataların yadigarı kutsal yurt topraklarında 
yeni bir zafer daha yazıldı türkün alınyazısına
şanlı geçmişine altın bir başarı halkası 
İnancın en büyük ödülüydü çanakkale

çanakkale de nice bedeller ödendi
bombalar patladı göğüslerde 
yıkıntıları arasında nice yiğitler
göğe savrulan eller kollar bacaklar da mehmedin
onları doğurmakla müftehir şanlı türk annesi
şühedanın her biri emsalsiz kahramanlar 
dillerde kelime-i şahadet 
mukaddes bir vazifenin uğrunda tüm ruhlar mest 
yüce makamdan gelen müjdeyi selamladı 
muzaffer bir asker ulviyetinde 

tebşire koştu köpük köpük akan kan dereleri
arşın üstünde başkumandan cibrilin gölgesi
ay yıldızın raksı cenneti teşhir ediyordu
hissiyatına iştirak etmekte yedi semanın melekleri
gelincikler koklayıp vecdi şevk içinde 
alınlar secdede dillerde Allahu ekber

müteessir değildi bu tabii manzarayı gören göz 
adın cennetinden yankılanan güzel sesli ezanlar
saf saf namaza dizilmişler Ahmetler Mustafalar 
ey Allah’ım bu tekbir ne güzel tekbir
rüzgar susmuş denizler durgun hareketsiz yapraklar
bütün mevcudat o mukaddes sesi dinliyordu

öylesine sıradan bir yer değil çanakkale
ecdadın mirası şanlı bayrağın
şühedanın bağrından yeşerdiği yerdir 
uğrunda her türlü fedakarlığın yapıldığı 
bir vatan kalbinin attığı yerdir çanakkale 
her karış toprağını kanlarıyla sulayan
ölümsüz kahramanların yattığı yerdir
sarsılmaz bir imanla nice başların
secdeye düştüğü kutsal bir mekandır Çanakkale



binlerce yıllık nice ölümsüz zaferler
bir milletin bekasının vazgeçilmez güvencesi 
ebediyete kadar bu emanetin bekçisi mehmedin 
bir savaşta nasıl devleştiğinin simgesi çanakkale
al kanla bir tarihin nasıl yazıldığı 
çıkmaz sokaklarında bu beşeri mahşerin
yürek burkar nice hüzün sayfaları
her hamlede cehennemi bir ateşin 
her nefeste bir şahadetin yaşandığı yerdir çanakkale 

ateş altında ölüm kalım mücadelesi 
kumandan emir verdiği vakit ölmek bir vazife
İşte o zaman düşman topları ateşte
tepede tayyareler öyle şiddetli bir ateş ki
ateşin şiddeti cehennemlere eşdeğer
denize düşen gülleler suları fışkırtıyor
her tearuzda yüzlerce asker can veriyordu
ve hayatının baharında mehmetler 

gözler önündeki manzarayı anlatmak imkansız
kıyı boyunca uzuvları parçalanmış 
bedenlere basmadan adım atmak mümkün değil
kandan kıpkırmızı kesilmiş denizin suları
kim bilir hangi annenin kınalı kuzuları
üst üste istiflenmiş binlercesi var
Bu nasıl bir zafer ki cennetlere bedel

semada yıldızlar parıldıyordu
omuzlarda taşınanlar bir teçhizat değil
on sekizinde tüyü bitmemiş bir Mehmet
saçlarına ak düşürmüş
yaralarından al kanlar sızıyordu
en büyük ödül şahadeti
şehit olurken Mehmet 
melek yüzünde mutluluğun tebessümü
ve semada yıldızlar parıldıyordu

çanakkale kıyaslanamaz emsal kabul etmez
orada canlar bir beşer değil
yer gök serapa melekler ordusu
şehitler melek melekler şehit
mehmet toprağına girilmiş aslanlar hiddetinde
adeta mağrur kendini şahadete azmetmiş
ne yaman savaşçı o 
çanakkale geçilmez mehmetler varken

savaşlar tarihinde bir ilk bir sondu Çanakkale
herkesin itiraf edeceği bir zaferdir çanakkale

ateş üstüne ateş taş üstüne taş
saatlerce sürdü bu korkunç bombardıman
tüm manzara gözler önünde canlı
lodos fırtınası azgınca esiyordu
toz duman bulutları içinde 
fışkıran su sütunları arasında 
duman ve alev gökyüzü
tepelerde ki ateş cehennem ateşi
ateş yağmuru yağmaya başlayınca 
öfkeli denizinde dev gemiler
devrilip gözden kayboldular birer birer
ila cehenneme zümera öylece batıp gittiler


“ben size taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum”

süngü tak emrini verildiğinde
her adım başına bir mermi 
toprak adeta tüterek kaynıyordu
dalgalar halinde ifritler
parlak umutlarla karaya doğru üşüşmüş
akibetinde binlerce şehit çanakkalede
birbirlerine kenetlenmiş 
yapılan savaşların her biri kutsal
kutsal destani zaferleri
kahraman bir ecdatla kazanılırdı ancak
muzaffer olmak için ölmek var öldürmek var
ibretler alınacak bir tarih örgüsü 
sevinçten çok üzüntü verir insana
bir hilâl uğruna batan güneşlerin öyküsü

bir zamanlar dehşetli zannedilen savaşlar
meğerse ne kadara ehemmiyetsizmiş
bir ordunun savaşma azmini hesaba katmamışlar
zaferler ancak inançla kazanılır
sevinmeye mecalimizin yetmeyeceği tek zafer
gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler
asla geri dönmeyi düşünmediler
tarihin en büyük meydan savaşı çanakkale

çanakkale topraklarına gizlenmiş bir anı olmak isterdim
yaşamak,görmek isterdim olanları
bu ülkenin denizi bizim nehri bizim toprağı bizim
ayşesi bizim mehmeti bizim.. 
doğusu bizim batısı bizim..
bu zafer diğer zaferler gibi değil
bir hüzün oluyor ister istemez
çok canlar yanmış çok acılar çekilmiş 
onlar sağ olsun bugünler bizim 

havası solunmadan asla tam anlaşılmayacak 
kokusu oranın tepelerinde ovasında hala 
rüzgar bir başka eser orada beş vakit 
o tepelerde Allah askına 
herkes onuruyla savaştı herkes onuruyla öldü
son mertçe savaştı Çanakkale
nice yoksulun öldüğü yoksulların zaferi

mehmet esmer yağız bir delikanlı
mehmet ülkesini sever hem de canından çok 
mehmet duydu ki düşman sarmış dört yanı
duydu ki vatan elden gidiyor
vatan aşkıyla yanıp tutuşmakta
Yüreği alev alev yüreği yangın yeri 
Mehmet yarası oldukça ağır
alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için 
komutanının elbisesine yapışır nefes nefese
kelimeler acıyla dökülür dudaklarından
tekrar derin nefes alıp defalarca yutkunur
helallik istenir kul hakkı için
kanıyla kırmızıya boyanmış alnını göğe doğru kaldırır
sonra şehit olur ve son sözü
hakkınızı helal edin

işte yine bir künye ve yine bir pusula
komutan gözyaşlarını silmeye daha fırsat bulamadan
pusulayı açar hıçkıra hıçkıra okur 
olduğu yere yığılır kalır
ellerini yüzüne kapatır 
ne titremesine ne de göz yaşlarına engel
pusuladaki not beybaş köyünden onbaşı İbrahimden
köylüsü halil’e bir mecidiye borç vermiş ya
biraz sonra şahadet var ya
sonra şehit olur ve son sözü 
söyleyin halile ben hakkımı helal ettim
 


bu mukaddes vatan için canlar verilmiş
çanakkalede yazılmış destanların destanı 
her renkten her dinden her ırktan yüz binler
göklerin ölüm yağdırdığı yerlerin ölü püskürttüğü 
bir avuç toprak üstünde 
zaman durmuş tarih olmuştu mehmet
şükran borcumuz var aziz şehitlerimize
mehmedin cennet mekanı şimdi çanakkale

kurşunlar vızıldıyordu bomba gürültüleri yıldırımları aratmıyordu
bir mahşeri sabah yaşanıyordu Çanakkale de
ya gazi olmak var ya şehit 
yolculuk cennete doğru
çanakkale içinde ruhu mukaddes 
nice İsmaillerin kurbanlık mekanı
nice müjdeler bırakıldı toprağına

her savaşa girene nasip olmaz ölüm 
vazife-i mukaddese-i ifa ederken
vatan uğrunda şehit olmak ne güzel şeref
ne ulvi bir rutbe rütbe-i şehadet
vatan gibi yar olmaz 
böyle zamanda yarda anada babada vatan
vatan yolunda savaşmaktan korkmak haram 
Cenab-ı Hakk’a sonsuzca teşekkürler 
ceddin mirasıdır ülkenin bölünmez bütünlüğü
hürriyetin ölümsüzleşen simgeleri şehitler
her zaman kalplerde yaşatılacaklar ilelebet 
bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmiş
aziz şehitlere sonsuzca teşekkürler

Ey İki cihanın Ulu Rabbi
Ey öten kuşun zikir eden ağaçların Rahmanı
Ey başı dik şu heybetli dağların Halik’i
Ey Yarabbim ism-i celalin aşkına 
Bu vatanı seni takdis eden mehmetlere bahşet
Sana açılan ellerin mahzun gönüllerin intizarını
Amin diyenlerin hürmetine kabul et 

İlyas Ali KAPLAN

 

250
0
0
Yorum Yaz