14 07 2012

SENİ ARIYORUM(şiir-İlyas KAPLAN)

SENİ ARIYORUM(şiir-İlyas KAPLAN) |  görsel 1

    İlyas KAPLAN-güneşe doğru bakmak                                     SENİ ARIYORUM * İşte bir ilkin daha başlangıcındayım Sözlerine kandı kalbim onun için bu hikaye Sevda rüzgarları barındırıyor yalnızlık mevsimleri Zamansız muhaveresine dalan gözlerim suçlu Hüznün kapısını yavaşça aralıyorum Seni aramaya çıkıyorum çıkmaz sokaklara Bu ummanın her kıyısı birazdan ıslanacak Rotasız bulutlarda sırılsıklam yıldırımlar Parıltıları deşifre ediyor gİzli saklı sırları Çoğu zaman sen değil gönlümdeki misalin Ya güzel değilsin veya güzel sen Seni aramaya çıkıyorum takvimlere bakmadan Yine resmin elimde yine bir kağıtta ayrıntılar Hislerin hayalimde hayal sensizlikten ibaret Yoksa gölgesiz bir ışık kanatlı bir melek mi Bir şeytan mı bana özgü veya günaha davet Yine şarkın çalınıyor bu gece Seni aramaya çıkıyorum yıldızlara sormadan Henüz çözemedim şifrelenen gizi Korkularımın ardında yorgun ruhların izi İstekler sonsuza gider ölüm varsa da Cehenneme doğru adım adım Israrla unut artık diyorlar Seni aramaya çıkıyorum en kuytu mekanlara Ne feryadımı duyan oldu nede yanım da sen Düşmanımın kalesinde nöbet tutuyorum Kaçıncı kez nöbetteyim vardiyasını bilmediğim Etrafında dolaşan o seslerde kim Binlerce düşmanın hücumuna uğrar dururum Seni aramaya çıkıyorum ayaklarımda pran... Devamı

26 02 2012

AYRILIK(şiir-İlyas KAPLAN)

AYRILIK(şiir-İlyas KAPLAN) |  görsel 1

      İlyas KAPLAN-güneşe doğru bakmak AYRILIK Ayrılığın elzem olduğu vakitte hüzün başlar Gecenin üzerine sancılar kilitlenir Yaşlı gözler salınır sokağın kuytusuna Son merdiven basamağında sözler de tükenir Nefeslerin buğusu bir kez daha dokunur dudaklara Birer birer biçilmiş ekinler gibi devrilir dakikalar Artık çok geç yürekleri tutuşturur ateş Dönüş umutları da yakılır son adımla birlikte İmdi ne varsa unutulmaya mahkum Oysa ayrılıklar yol almaktır sonsuzluğa Öyle öfkeler üşüşür ki eski anıların mecalsizliğine Anbean cebri bir ruh direnişi başlar Bir baş kaldırış bir karşı koyuş bu Hiçbir cümlenin her hangi bir mana ifade etmediği En büyük ayrılıkların hiç sona ermeyecek hikayesi Bir soğuk ihanetin kalbe işleyen çaresizliği Zehirden de berbat cenderesinden dökülen Ne hazin bir mücadele ne acı veren bir elem Gizlerden de gizli gizemine düğümlenen Mevzilerinden sadece çığlık sesleri duyulur Süveydalardan serpilir felekleri zorlayan ahlar Her ayrılıkta yağmurlar teselli eder acıları Özlemlerin sarmaladığı her solukta biraz Darağacına gönderilecek bir mücrim aranır Bir vahşiye dönüşmesi o kadar da muhtemel Başlangıcı her neresi ise o günden beri Düşler zincir yapılır umut kervanlarına Yığınca masum hatalara kibrit çakılır Yeni milatlar başlar her pişmanlıktan evvel Gökyüzüne yükselen alevlerden sonra İmdi ne varsa unutulmaya mahkum Oysa ayrılıklar yol almaktır sonsuzluğa İLYAS KAPLAN-güneşe doğru bakmak   ... Devamı

03 02 2012

SEVGİLİ PEYGAMBERİME(şiir-İlyas KAPLAN)

SEVGİLİ PEYGAMBERİME(şiir-İlyas KAPLAN) |  görsel 1

    İlyas KAPLAN-güneşe doğru bakmak       Sevgili Peygamberime Ey Sevgili Nurun on dört asır önce parlayan aydı Gönlümdeki mahzenler ışığınla aydınlandı Ashabındı Karanlık gecelerin dost olan yıldızları Kurak mevsimlerin gül kokan yağmurları Ey Cananım Sensizlik çölünde yapayalnız hasretinle avundu bu mecnun Özlem acısına dönüştü yüreğimde ki sevincim Umuttu Geceleri ışıl ışıl istikametinde yürüyen ateş böcekleri Ruhuna üflenen alevle hayat bulan bedenleri Ey Bereketim Mekke de doğan güneşle ısındı Bedrin başakları Nur dağından kalplere hikmet yağmurları yağdı Mucizeydi Allah’ın izniyle ikiye bölünen kamer Veda gününde şahadete kalkan el Ey resul Göç zamanında sevindi ağlayan kız çocukları O güzelgülüşünle şenlendi Medine sokakları Şefkatine muhtaç Anne yüreğine saklandı cennetin anahtarı Yesribin seherinden tek tek döküldü günahları Ey Peygamberim Mecalsiz zamanlarda yorgun düştü Ademin çocukları Yedi uyuyanlar mağarasında ses buldu hayalleri Öyle bir ses ki Taptaze ümitler yeşerten duası son nebinin Ashab-ı Güzinin dudaklarında ebediyet hatırası Ey Müjdecim Cennette uçuşan melekler anca ümmetin kadar mutlu Altından akan nehirlerin coşkusu içimde bulur sukutu Teşekkürler Lutfu-izzetinle zümrüt yeşili ışıklar içinde Teşke sonsuza dek nuru cemaline aşk ile bakabilsek Ey fahru kainat ... Devamı

11 10 2009

Peygamberi Tanrılaştırmak‏

Bu hafta sizlerle “Peygamberi Aşırı Yüceltme” konusuyla ilgili iki yazıyı paylaşacağım. Bu yazılardan biri Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır hocaya, diğeri ise Yahya Şenol hocaya aittir. Yazıları ekte de gönderiyorum. Ayrıca ekte konuya örnek olacak ilginç bir de video gönderiyorum. Peygamberleri tanrılaştırma konusunda tarihten ve günümüzden buna benzer binlerce örnek bulunabilir. Videoda konusan şahsın ismi ve kim olduğu bizim için önemli değildir. Bizim için önemli olan din adına, yüceltme adına nasıl büyük yanlışlara düşüldüğünü görebilmektir. İsimlerle ve şekillerle değil akıl ve ayetlerle hareket edebilmektir.   PEYGAMBERİ TANRILAŞTIRMAHıristiyanlar İsa aleyhisselamı tanrı yaptılar. Onlara göre İsa olmasaydı kainat yaratılmazdı. Göklerde ve yer yüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar…Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratılmıştır.[1]Yanlış inanç, bulaşıcı hastalık gibidir, çabuk yayılır. Yukarıdaki inançlar Müslümanlara da bulaşmıştır. Bir uydurma hadiste Allah Teâlâ’nın Peygamberimiz için şöyle dediği iddia edilmiştir:“Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım.”[2]Kimi tarikatlara göre Muhammed aleyhisselam, var oluşun başlangıcıdır. Allah’tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakîkat-i Muhammediye var olmuş, bütün yaratıklar ondan ve onun için yaratılmıştır. Hakîkat-i Muhammediye nur olması bakımından âlemi yaratma ilkesi ve onun aslıdır. Bu nur ölümsüz ve ebedi olduğundan Peygamber için “öldü” denmez. … Hakîkat-i Muhammediye bütün peygamberlerin ve velilerin ledünnî ve bâ... Devamı

09 10 2009

İnsan vücudunun 'gizemli' 12 refleksi‏

İnsan vücudunun 'gizemli' 12 refleksi Mideniz guruldadığında, titrediğinizde, parmaklarınızı çıtlattığınızda, mideniz ekşidiğinde, burnunuz aktığında, kaşındığınızda, bir yeriniz çürüdüğünde ya da su topladığında veya avuç içiniz terlediğinde neler oluyor? BBC Focus dergisinde yer alan haberde, vücudumuz günlük fonksiyonlarını yerine getirirken arkasında yatan mekanizmanın nasıl işlediğini anlatıyor. İşte bu mekanizmalardan bazıları: Hassas dişler: Hassas dişlere sahip olanlar için dondurma yemek, bizim hoşlandığımız gibi zevk verici değildir. Dişinizin ince mine tabakasının altı dentin denen bir maddeden oluşuyor. Dentin ise doğrudan dişin yumuşak çekirdeğine (sinirlerin yer aldığı pulpa boşluğu olarak bilinir) giden borucuklar ve mikroskobik kanallardır. Borucukların ayrıca sıvı içerdiğini söyleyen California Üniversitesi Koruyucu ve Restoratif Diş Bilimleri Bölümü'nden Grayson W Marshall, "Bu akışkan sıvıdaki herhangi bir hareket pulpa boşluğundaki sinirleri harekete geçiriyor ve bu da keskin bir acıya neden oluyor" dedi. Mide yanması, ekşimesi: Kahve, çok yağlı ve baharatlı yiyeceklerin yol açtığı mide yanması ya da ekşimesi olarak bilinen şikayet hazımsızlık ağrısıdır. Yemek borunuzda keskin bir yanma hissi oluşur. Kings College London School of Medicine'dan Prof. Dr. David Armstrong, mide yanmasının mideden sızan asitin yemek borusunu geri dönmesiyle oluştuğunu söyledi. Bu hastalığa eğilimli olan insanlar, midelerinin üstündeki sfinkter (Açılma, açma, gevşetme ya da kapama, sıkma görevi olan halka şeklindeki kas) kasında bir güçsüzlük hissederler. Bu kas sayesinde midedeki güçlü asitler güvenli bir şekilde içeride tutuluyor. Midenizin iç astarı bu asitlerin sindirim etkisine karşı dirençliyken, yemek borusu o kadar g&uu... Devamı

05 10 2009

çok önemli bir çalışma

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'na Kürtler Katıldı mı?Atatürk şehitlere ihanet etmiş! DTP’li Muş milletvekili Sırrı Sakık Çanakkale Şehitlikleri’ni gezmiş ve şu açıklamalarda bulunmuş: “Bu ülkede burada yatan şehitlerin ruhuna uygun bir cumhuriyet oluşturmak istiyoruz. Eminim ki, onların ruhu bizi izliyor. Burada şehit düşen Muşlusu, Şırnaklısı, Vanlısı, Gazianteplisi, İstanbullusu, Trabzonlusu hepsinin ruhu bizi izliyor. Hepsi diyor ki, bizim ruhumuzun şad olması için barışı ve kardeşliği savunun. Hepimize görevler düşüyor, Kürdüyle, Türk’üyle. Demokrasiden yana olan herkesin ortak bir vatan için ortak sorunluluklar düşüyor.” Ne kadar güzel diyebilirsiniz içinizden, işte adam kalkmış Çanakkale Şehitlikleri’ne kadar gitmiş, orada şehitlerimiz için dua etmiş. Ama olay elbette öyle değil. DTP’nin Çanakkale’de il kongresi varmış, Sırrı Sakık da kongre için gitmiş Çanakkale’ye, şehitlerimiz için değil! Ama Çanakkale’ye kadar gitmişken şehitliklere de uğramış ve şehitler üzerinden bölücülük yapmaya kalkmış. Sözde Kürtler Çanakkale’de savaşmışlar. Sözlerinin devamında ise Atatürk’e saldırmış ve Atatürk’ün Kürtlere ihanet ettiğini buyurmuş. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda Kürtler Türklerin yanında savaşmış ama Atatürk onların hakkını vermemiş. Yani klasik bölücü Kürtçü tezleri tekrarlamış Sırrı Sakık. Ama Sırrı Sakık’ın bu bölücü tezlerini bugün Türkiye’de neredeyse herkes savunuyor. Kimisi hararetle, kimisi inanarak, kimisi inanmak isteyerek. En önemlisi de bu sonuncusu, Türkiye’nin büyük çoğunluğu buna inanmak istiyor. Ama büy... Devamı

05 10 2009

Atatürk' ü Masonlar Listesine Neden Aldılar‏

Tarihçi/Yazar Cezmi Yurtsever Yazdı -Atatürk’ün kimliği ve kökenleri hakkında  1940’lı yılarda İsrailli Gazeteci İtamaar bin Avi’nin, 1911 yılında Kudüs’te Mustafa Kemal ile özel olarak yaptığı röportaj yayınlandı.     -Atatürk’ün kendi köklerini Yahudi olarak açıkladığı bilgilerine yer verildi.     -Kanada’daki Cedar Locası Atatürk’ü dünya masonları listesine aldı.     -İsrailli gazeteci ve dünya masonlarının Mustafa Kemal’i  Yahudi asıllı ve mason gösterme çalışmaları tarihi çarpıtmanın ilginç bir örneği idi.       Heyecanlı bir koşturmaca var İsrail’in başkenti Telaviv’de… Bir gün sonra (24 cak 1994) İsrail Cumhurbaşkanı Weizman’ın Türkiye ziyareti başlayacak. Önce uçakla Ankara’ya ulaşılacak. Hava alanında karşılamalar ve arkasından da Anıtkabir’i ziyaret ve resmi görüşmelerin başlaması… Resmi proğram uzayıp gidiyor. Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi, geliştirilmesi amaçlanıyor.     İsrail Cumhurbaşkanlığı basın merkezine ulaşan bir telefon “Ben Hillel Alkin” diye başlayan sözlerine “ Acaba sayın Cumhurbaşkanı Weizmann, Atatürk’ün atalarının  Yahudi asıllı olduğunu  ve çocukluğunda İbranice dua ettiğini biliyor mu ?  diyordu. Basın sözcüsü Beith Keinan,bu ses karşısında heyecanlandı.Bir an için telefon kesilir gibi oldu. Sonra tekrar görüşmeler devam etti. “Acaba Weizmann bendeki bilgileri görmek ister mi” diyordu.  Açıklamasına şaşıran  Keinan, bilgilerin ulaştırılması halinde “Weizman’ın bilgisine sunulacağı” açıklamasında bulundu. Hillel Aklin, e... Devamı

03 10 2009

Abdulhamit'i gören son gözlerden biri daha vefaat etti.̴

31 Ağustos 1912 İstanbul doğumlu 'Osmanlı Hanedanı Reisi' Osman Ertuğrul Efendi, 23 Eylül 2009 Çarşamba günü saat 20.19'da hayata gözlerini yumunca tarihimizin renkli bir sayfası daha kapanmış oldu.Zira Osmanlı Devleti'nin 'Son Sultanı' Abdülhamid'i dünya gözüyle gören son kişiydi kendisi. Ayrıca İstanbul'da doğmuş olan hayattaki son, 95 yaşını geride bırakan ilk Şehzadeydi. Merhum Osman Ertuğrul Efendi'yi 2004 yazında Maçka'daki evinde ziyaret etmiş, eşi Zeynep Osman Hanımefendi'yi de orada tanımıştım. Abdülhamid'in bir başka torunu Harun Efendi de gelmiş, sevincim katlanmış ve dahi kanatlanmıştı. Nasıl kanatlanmasın ki! Düşünün, karşınızda hakkında kitap yazmaya soyunduğunuz bir insanın torunu oturuyor. Onu gören gözler size bakıyor, öpmek için elini tutan el dudaklarınıza uzanıyor. Kaç saat yüzlerinde Sultan'ın gölgesi dolaşıp durmuştu. Osman Efendi sanırım biraz keyifsizdi o gün, ayrıca röportaj için gelenler vardı, bu yüzden fazla bir şey konuşamadık. Aradan yıllar geçti; 5 ay önce bir e-mail düştü posta kutuma. Mesaj Zeynep Osman Hanımefendi'den geliyordu. O günlerde kendini bilmezin teki ikide bir iftira atıyordu Sultan'a. Yok Siyonistlerle Filistin'de toprak pazarlığı yapmış, yok 'bal gibi içki içermiş'... Ben de bunlara belgeler ve aklıselim ışığında cevaplar veriyordum. Meğer Zeynep Hanımefendi yazılarımı Osman Efendi'ye okumuş, o da dedesinin hakkını savunduğum için teşekkürlerini iletmesini istemiş kendisinden. Bunun üzerine şimdi 2. cildini yazmakta olduğum "Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı" adlı kitabımı New York'taki adreslerine elden gönderdim. Okuyup beğendiklerini öğrenmek tarif edilmez bir mutluluk kaynağı olmuştu fakir için. Vefat eden Osmanlı Hanedanı Reisi Osman Ertuğrul Efendi eşi Zeynep Hanım'la birlikte. Bu yaz Türkiye'ye ... Devamı

03 10 2009

Kur'an'ı Yanlış Anlamanın Sonu‏

KUR’AN’DAN UZAK KALMANIN VEYA YANLIŞ ANLAMANIN SONU Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37) Ayetteki (ya’şu), (zikru’r-Rahman) ve (nukayyid) kelimeleri önemlidir. (ya’şu) aşâ, kökünden, gözün dumanlı olması, iyi görememesi veya kör olması anlamınadır.[1] (zikru’r-Rahman), Rahmân’ın Zikri demektir. Zikir, kafaya yerleştirilip kullanıma hazır tutulan bilgidir. Onu akla ve dile getirmeye de zikir denir.[2] Kafalara yerleşip kullanıma hazır tutulacak asıl bilgi Allah’ın Kitabında olandır. Bu sebeple İlâhî kitapların ortak adı Zikir’dir.[3] Allah Teâlâ şöyle buyurur:  “Bilin ki, kalplerin yatışıp rahatlaması Allah’ın zikri ile olur.” (Ra’d 13/28) Kendini ve çevresini dikkatle gözlemleyenler, Allah’ın Kitabındakine benzer bilgilere ulaşırlar. Çünkü gözlemlenen o şeyler de birer âyettir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:  “Biz onlara âyetlerimizi, hem çevrelerinde hem de kendi içlerinde göstereceğiz; sonunda onun gerçek olduğu onlar açısından iyice anlaşılacaktır.” (Fussilet 41/53)Bu bilgiler fıtrata, yani yaratılış, değişim ve gelişim kanunlarına tam uyduğu için kişiyi rahatlatır ve tatmine ulaştırır. İşte Allah’ın dini budur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:  “Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu ... Devamı

02 10 2009

HZ. Aliden İnsanlık Adına Muhteşem Sözler

HZ. Aliden İnsanlık Adına Muhteşem Sözler İlim; güzel bir mîrâs, genel bir ni'mettir. İnsaf, ihtilâfı giderir, ülfeti getirir.Adâlet; îmânın başıdır, ihsânın birleştiği noktadır ve îmânın en yüksek mertebesidir.Âlim; sözü, işine uygun olandır. Âlim ilme doymaz.Hikmet; akıllıların bahçesi, ermişlerin mesîresidir, gezinti yeridir.Akıllı; şehvetten uzaklaşan, âhıreti dünya ile değişmeyendir. Akıllı, yalnız ihtiyâcı kadar ve delille konuşur, sâdece âhıretinin ıslâhı için çalışır. Akıllı, günâhlardan sakınır, ayıplardan uzak durur. Cömertlik günâhları siler, kalblere sevgi eker.Câhil; dayakla uslanmaz, nasîhatlerden payını almaz.İlim; insanı akla götürür, kim ilim öğrenirse akıllanır. İlim; rûhu ihyâ eder, diriltir. Aklı aydınlatır, cehâleti öldürür.Zulüm; ayakların kaymasına, ni'metin yok olmasına, milletlerin helâkine sebep olur.Gerçek mü'minin sevgisi, kızması, birşeyi alması, yapması ve terki, hep Allah için olur.Kâmil mü'min gizli şükür eder, belâya karşı sabır eder, ümîd hâlinde iken bile korkar.Akıllı kimse, ibâdetle, nefsin arzusuna karşı gelendir. Câhil kimse, günâh işleyerek nefsin arzusuna uyandır.Allaha kavuşmak, kötü insanlardan uzak durmakla olur.İhtiraslı kimse, bütünüyle dünyaya mâlik olsa bile yine fakîrdir.Doğruluk, İslâmın direği, îmânın desteğidir.Allahın azâbından korkmak, müttakîlerin, takvâ sahiplerinin nişânıdır.Dînin esâsı, emâneti yerine vermek, sözünde durmaktır.Hased eden dâimâ hastadır, cimri insan, dâimâ fakîrdir.Başa kakan, nefret ateşini körükle... Devamı

03 10 2009

haya

~*~   H A Y A  ~*~    Ar, utanma duygusu. Edeb, mahcubiyet, utanmak; ar ve namus; nefsin çirkin şeylerden sıkılması ve bunun için kötü şeyleri terketmesi. Hoş ve güzel olmayan bir olayın ortaya çıkmasından kalbte meydana gelen bir incelik ve ızdırabtır. Haya herkese nasib olmayacak kadar değerlidir.    Ahmet Rıfat da Tasvir-i Ahlâk adlı sözlüğünde şunları söyler: 'Bu güzel duygu, biri fıtrî, diğeri dinî olmâk üzere iki türü kapsamaktadır. Fıtri olan, halk yanında açılması haram olan yerleri açmamak gibi şeyler olup, dinîsi, halk ve Halık huzurunda edeb ve hürmet müntehi olur'. Fahri âlem efendimiz, 'Haya imandan bir şubedir' buyurdular. 'Utanmıyorsan dilediğini yap' nebevi hadisi de varid olmuştur ki, hikmetle damgalanmış bu hadis dünya ve içindekileri değer icazla düzenlenmiş bir kelâmdır. İmam Ali -Allah onun yüzünü keremli kılsın ve ondan razı olsun-, 'Bir kimse haya elbisesini giyinse, yani hayayı kendisine prensip edinse halk o kimsenin ayıbını göremez' buyurdular. Gerçekten de haya öyle onur ve şeref verici bir elbisedir ki, onu giyinenler ayıp ve eksikliklerini örtmekle birlikte herkes tarafından saygı ve ikram görürler. Haya elbisesini giyinmeyen kimseler ise ne kadar haysiyetli ve itibarlı olursa olsunlar kendilerinden aşağı kimselerden bile hakaret görürler. Haya özellikle kadınlar için çok gereklidir. Çünkü sahip oldukları yüz güzelliği bir kat daha artırır. Hatta Aristotales, 'Kadınlarda en çok sevilecek şey nedir?' sorusuna 'Yüzlerinde hayadan dolayı ortaya çıkan kırmızılık' cevabını vermişti.    Haya sırf hayır ve hayra vesiledir. Buna karşılık hayasızlık ve çirkin söz de şer ve şerre götürüc&uum... Devamı

03 10 2009

desinler diye

DESİNLER DİYEŞu insan denilen, iki cinsiyet;Bazen, şeytan ile kurar ünsiyet.Namus, şeref, hayâ, edep, haysiyet,Ne bulursa harcar.. Desinler diye...Kimi var, öyle bir süsler ki sözü;''Allah'' derken bile, reklamda gözü.Kırk yılda bir kollar, iki öksüzü,Ne cömert bir insan.. Desinler diye...Kimi, iffetini koyar masaya;Sattıkça doldurur, çelik kasaya,Bir maymuncuk bulur, her tür yasaya,Ne akıllı insan.. Desinler diye...Kimi, şuuraltı, cinsel özürlü;Dürüst evliliğe, kalbi mühürlü..Kolyesi boynundan, çıkmaz bir türlü;Ne çapkın bir erkek.. Desinler diye...Kimi var, modanın dümen suyunda,Teşhir hastalığı vardır huyunda.Kimlik arar durur, etek boyunda;Ne modern bir kadın.. Desinler diye...Kimi, kırkbeşini devirmiş çoktan;Bütçe delik deşik, anlamaz yoktan...Kaşları kemandır, kirpikler oktan;Aman ne hoş kadın.. Desinler diye...Kimi, yaşlandıkça isyankâr olur,Yılda bir çâreyi neşterde bulur.Altmışlık cildini, gerdirir durur;Hâlâ güzel kadın.. Desinler diye...Kimi, beş yıldızlı salon züppesi;Eğildikçe, yer süpürür cübbesi.Kopacak gibidir, o kalın sesi;Ne nâzik bir insan.. Desinler diye...Kimi, gönül vermiş, güyâ bilime;Beyni muhâliftir, aklı selime.Ezberlemiş, birkaç yaban kelime;Ne kültürlü insan.. Desinler diye...Kimi, şöhret yapar, ilim vesîle,Allah rızâsını, düşünmez bile..Tepeden bakar ki, cümle câhile;Ne âlim bir insan.. Desinler diye...Kimi, iflâs etmiş, ahlâktan yana,Politik virüsler, karışmış kana.İhânet vız gelir, hatta vatana;Siyaset cambazı.. Desinler diye...Kimi, kıyâmeti, almaz nazara;Râzı olmaz taştan, normal mezara.Mermer ısmarlatır, türlü pazara;Ne büyük adammış.. Desinle... Devamı

03 10 2009

İBRAHİM OLABİLMEK

Bir gün Nemrud'un emriyle koca bir ateş yakıldı. O kadar büyük bir ateş yakıldı ki, alevleri surların üzerine çıkıyordu. Tüm şehir yoğun duman altında yitmiş, gündüz vakti, akşamın alaca karasına bulanmıştı.Nemrut, tanrılığını tasdik etmeyen Hazret-i İbrahim'i bu ateşe atıp cezalandıracaktı."Benden başka Rab varsa, gelsin Rabbin seni kurtarsın" diye alay ediyordu.Melekler bile ateşin ürkütücülüğünden etkilenip telâşlanmış, Allah'a müracaat etmişlerdi:"Ey Rabbimiz! Bu topluluk içinde Seni bilen, Seni tanıyan, sadece Sana ibadet eden İbrahim de yanıp ölürse, Sana yönelen kimse kalmaz. Emret, şu kavmi yok edip İbrahim'i kurtaralım."Cenab-ı Allah buyurdu ki:"Onun halini biz daha iyi biliriz. Ona biz yardım edeceğiz."Mancınıklar hazırlandı. Hazret-i İbrahim'i mancınıkla ateşe fırlatacaklardı, çünkü ateş çevresine öyle bir ısı yayıyordu ki, yanına yaklaşan kızarıyordu.Hazret-i İbrahim'i mancınığa yerleştirdiler.Nemrut salını salını yanına gitti:"Seni kurtarmamı ister misin?"Hazret-i İbrahim hep yaptığı gibi, Allah'a inancını haykırdı:"Bana Rabbim yeter, O ne güzel vekildir!"Nemrud'un öfkesi katlandı. Bir insan ölümle yüz yüze geldiği anda bile nasıl böyle sakin, böyle pervasız olabilirdi?Yenildiğini anladı. Oysa maddî her şey elindeydi: şan, şöhret, servet, asker; her şey. Bir emriyle ordular harekete geçer, gösterdiği hedefi yerle bir ederlerdi. Bu durumda kendisini galip hissetmesi gerekiyordu. Fakat ne tuhaf: Mağlup hissediyordu. Yüreğindeki inançtan başka, elinde-avucunda maddî hiçbir şeyi olmayan İbrahim'e yenikti.Düşündükçe nefreti ve öfkesi arttı. "Fırlatın!" diye emretti.Mancınığı tutan ipleri kestiler. Hazret-i İbrahim hızla fırladı. Döne döne gitti, gitti, Nemrut ateşinin tam ortasına düştü.Herkes ... Devamı

03 10 2009

OSMANLIYA SAHİP ÇIKMAK

Saylan'a vefa Osmanlı'ya cefaProf. Tarhan Son Osmanlı'nın cenazesine sahip çıkmayan TSK'ya sert çıktı. Hayata dair ezber bozan yorumlarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Son Osmanlı şehzadesi Ertuğrul Efendi’nin cenazesine tek bir temsilci dahi yollamayan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne can alıcı soruyu sordu: “Cenazesiyle yakından ilgilendiğiniz Prof. Türkan Saylan’ın üzerinizde hakkı varken Osmanlı’nın yok muydu?” Moral FM’de yayınlanan Hayata Dair programındaki yorumlarına devam eden Ünlü Psikiyatr, sarayda yetişen son Osmanlı Şehzadesi’nin cenaze töreninin Türkiye fotoğrafını tam olarak yansıttığını belirtti. KOÇ AİLESİ’NDEN MAHMUT EFENDİYE BİR TÜRKİYE FOTOĞRAFI “Yapılan törende Koç ailesinden Yaşar Kemal’e, Mahmut Efendi’den sade vatandaşlara kadar her kesimden ve görüşten binlerce insan vardı” diyen Prof. Tarhan, bu fotoğrafta eksik olan tek karenin TSK olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “Türkiye’nin yoğun olarak ilgi gösterdiği bir törene TSK kendi özgeçmişinde önemli bir yeri olan ve Osmanlı’nın son şehzadesinin cenazesinde olmaması çok ilginçti. Burada ihmal veya kasıt mı var konusunda yorumu size bırakıyorum.” diye konuştu.  TSK’nın geçtiğimiz aylarda vefat eden Prof. Dr. Türkan Saylan’ın cenazesine katılmak üzere bir tümgeneral gönderilmesinin nedenini vefa borcu olarak açıklayan Org. Başbuğ’a “Askerlikle doğrudan ilgisi olmayan bir hocanın emeği varsa koskoca Osmanlı’nın sizin üzerinizde hiç mi hakkı olmadı?” dedi. TSK’NIN OSMANLI’YA VEFA BORCU YOK MU? “Türkan Saylan, tek parti dönemindeki cumhuriyet anlayışına sahip çıkan aynı zamanda bazı toplumsal ke... Devamı

03 10 2009

KUR'AN'DAN DUALAR

KUR’AN’IN FEYZİNDEN DUALAR... Allah’ım!Bizi,o gün yüzleri parlak,güleç ve sevinçli olanlardan eyle. Hamd,göklerde ne var,yerde ne varsa kendisinin olan Allah’a mahsustur.Hamd,ahirette de O’na mahsustur.(Sebe:1)Allah’ım!Bizi,çabuk geçen bu dünyayı isteyenlerden eyleme;bizi,ahireti isteyen ve mü’min olarak ona layık bir gayretle çalışanlardan eyle!(İsra:18,19) Allah’ım!Bizi,ahiret ekinini(kazancını)isteyenlerden eyle;bizi(sadece)dünya ekinini(kazancını)isteyenlerden eyleme!(Şura:20) Allah’ım!Bizi(sana)gönülden bağlı olanlardan eyle!Onlar ki,kendilerinin gerçekten Rablerine kavuşacaklarına inanırlar.Ve bizi günleriyle karşılaşmayı unutanlardan eyleme!(Bakara:45,46-Casiye:34)Allah’ım!Bizi,Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlardan eyle!(Ahzab:21) Allah’ım!Bizi,Rablerine,yönelmiş bir kalp ile gelenlerden eyle!(Kaf:33)Allah’ım!Bizi,Allah’ın kendilerine olan nimetini ve“işittik ve itaat ettik”dedikleri zaman onunla kendilerini bağladığı misakını hatırlayanlardan eyle!)Maide:7) Allah’ım!Bizi,Kıyamet gününün sarsıntısından muhafaza buyur.Muhakkak ki Kıyametin sarsıntısı pek büyük bir şeydir.(Hac:1)Allah’ım!Bizi, onları Kıyamet günü yüzleri üstü,kör, dilsiz ve sağır olarak haşredeceğin kimselerden eyleme!(İsra:97) Allah’ım!Bizi,kitapları sağ ellerine verilenlerden eyle;bizi kitabı sol ellerine verilenlerden ve kitapları arka taraflarından verilenlerden eyleme!(Hakka:19,25-İnşikak:10) Allah’ım!Bizi,tartıları ağır gelenlerden eyle;bizi tartıları hafif gelenlerden eyleme!(A’raf:8,9) Allah’ım!Bizi,hesap gününü unutanlardan eyleme!(Sad:26)Allah’ım!Bizi,kolay bir hesapla hesaba çekilen ve sevinçli olarak ailesine dön... Devamı